Günümüzde insanların birbirlerine hediyeler alarak coşku ile kutladığı yılbaşı, acaba her zaman böyle mi kutlanıyordu? Mesela Osmanlı Döneminde yılbaşı kutlamaları var mıydı, var ise nasıldı?

Osmanlı Döneminde yılbaşı, Hristiyan vatandaşlar ve ülkede yaşayan yabancılar tarafından kutlanıyordu. Osmanlı’nın yılbaşı kutlamaları ile ilk teması ise 1829 yılında İngiliz elçisinin Haliç’teki bir gemide verdiği balo ile gerçekleşti. Baloya Osmanlı devlet adamları da davet edilmişti. Aradan çeyrek asır geçtikten sonra, 1856 yılına gelindiğinde bu kez Sultan Abdülmecid, Fransız elçisinin düzenlediği baloya katıldı.

Bilinen tüm bu bilgilerin yanı sıra, Muharrem ayının birinci günü olarak kabul edilen hicri yılbaşı da Osmanlı Sarayları’nda kutlanır; devlet adamları, ulema ve gayrimüslim cemaatlerin liderleri de saraya gelir, tebrikte bulunurlardı. Osmanlı Devleti için hicri yılbaşı oldukça önemliydi. Osmanlı Sarayları’nda yapılan kutlamalarda yeni yılın padişaha ve halka hayır getirmesi için dualar edilirdi.

Öyle ki Sultan Abdülhamid’in kızı Ayşe Osmanoğlu’nun anılarını anlattığı kitapta Osmanlı’da hicri yılbaşı ile ilgili şu cümleler yer almaktadır:

“Muharremin birinci günü yılbaşı sayılırdı. Saraya her taraftan birçok kimse geldiği gibi, vükelâ dahi gelir, tebrik ederlerdi. Başmabeyincinin dairesinde bir masa üzerine tabaklar içinde lira çeyreği yirmi yedilikler ve gümüş çeyrekler, kuruşlar konulur; her gelen rütbe, mevki ve değerlerine göre, bendegân da ‘Muharremiyelik’ ve ‘Yıl bereketi’ diye bunlardan alırdı. Haremde dahi lira çeyreği yirmi yedilikler ve gümüş kuruşlar dağıtılırdı. Biz de kendi bendegânımıza verirdik. Yılbaşının başka bir hususiyeti yoktu. Kadınlar arasında yeni bir elbise giymek uğurlu sayılırdı. Yeni bir şey mutlaka giyilirdi.”

Yılbaşında ayrıca yeni basılan paralar saraydakilere, hizmetlilere ve tebrik için gelenlere bahşiş olarak verilir; altın paralar kırmızı keseler içinde dağıtılırdı. Yeni yılı tebrik etmek üzere sadrazam ve şeyhülislam, padişahın huzuruna kabul edilir ve kendisine tebriklerini sunarlardı.

Saraydaki tebrikleşmenin ve bahşişlerin dağıtılmasının ardından hicri yılbaşı kutlamalarına ait bir diğer ritüel de çeşitli şairler tarafından padişaha takdim edilen şiirlerdi. Birçok şair tarafından yazılan bu tebrik şiirleri, Osmanlı basınında da geniş yer tutardı. Yılbaşında çıkan gazeteler, bu şiirlere ve padişahın yeni yılını kutlayan resmi mesajlara yer verirlerdi.

Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde ise Miladi Takvim’in kabulüyle beraber 1 Ocak resmi yılbaşı tarihi oldu. Yılbaşının ilk kez resmi tatil olması ise 1936 yılına tekabül ediyordu. O dönemde de yine yılbaşı kutlamaları, insanların birbirlerine yeni yıla dair iyi dilekler sunduğu benzer ritüellerle kutlanıyordu. 1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk, ilk kez yeni yıl tebrikleri için bir cevap yayımlattı.

Aradan uzun yıllar geçtikten sonra yılbaşı kutlamaları, günümüzde de aynı sevinç ve benzer ritüellerle kutlanmaya devam etmektedir…

İlgili Yazılar

Yorum Yap