İstanbul’un en köklü ve tarihi semtlerinden olan Karaköy, üç büyük dinin birleştiği ve yüzyıllarca beraber yaşamın merkezlerinden biri olarak dikkat çeker. Karaköy’ün her sokağında başka bir hikâye vardır. Bu liman semtinde yaşayan her cemaat kendine ait bir dini yapı inşa etmiştir. Günümüze birçoğu kalan bu yapıların en bilinenlerine göz atalım istedik.

Arap Camii

arap camii

Yapım tarihi 717 yılı olan İstanbul’un en eski cami Arap Camii, Perşembe Pazarı içerisinde yer alır. Eski bir Bizans kilisesinin kalıntıları üzerine yaptırılan cami İstanbul kuşatmasına gelen Arap Ordusu’nun komutanı Abdülmelik’in oğlu Meslene tarafından finanse edilir. Kuşatma sırasında Şam’da çıkan isyanları bastırmak amacıyla geri çekilen Araplardan sonra camii tekrar kiliseye çevrilir ve İstanbul’un fethine kadar da öyle kalır.

 

Yeraltı Camii

Yeraltı Camii nam-ı diğer Kurşunlu Mahzen, diğer ihtişamlı İstanbul camileri gibi kubbelerden ve minarelerden oluşmaz. Oldukça etkileyici bir tarihi olan yapı aslında cami olarak yapılmamıştır. İstanbul’un fethine gelen Arapların komutanlarından Abdülmelik’in yakın adamlarından olan Süfyân bin Uyeyne, kuşatma sırasında Bizanslılara esir düşer ve bu mahzene kapatılır. Bu mahzenler aynı zamanda Haliç’i kapatan zincirlerinde bağlandığı yeraltı noktalarından biridir. İşkence sonucu ağır yaralanan Süfyân bin Uyeyne dua eder ve yerden su fışkırır. Ardından şehit olur ve Abdülmelik bu yapıyı zapteder ve kurşunla kaplatır. Fetihten sonra Fatih tarafından bu yapı camiye çevrilir.

 

Merzifonlu Kara Mehmet Paşa Camii

Mehmet zamanında yapılan bir tekke doğal yollardan kullanılmaz hale gelince 17.yy’ın güçlü paşalarından Merzifonlu Kara Mehmet Paşa tarafından Yağkapanı adıyla bilinen bir ibadethaneye çevrilir. Bu mescit aynı zamanda altındaki dükkanlarla da dikkat çeker. 20 yy’a gelindiğinde tekrar harap hale gelen yapı, Sultan Abdülhamit’in emriyle Art Nouveau tarzı bir camiye dönüştürülür. Kaderinde yıkılmak olan cami 1958 yılındaki meydan genişletme çalışmaları nedeniyle yıkılır.

 

Aşkenaz Sinagogu

aşkenaz sinagogu

Galata Kulesi yakınlarında olan sinagog, İstanbul’da aktif olan tek aşkenaz sinagogudur. Avusturya kökenli Yahudiler tarafından 1900 yılında yaptırılmıştır. Belli saatlerde özel izinle ziyarete açık olan sinagog mimarisiyle dikkat çeker. Yapının merkezinde bir kubbe bulunur. Kubbe gök kubbeyi tasvir etmesi için maviye boyanmıştır ve yıldızlar konulmuştur. Form olarak Osmanlı kasırlarını andıran yapı, Galata bölgesinin simge yapılarından biridir.

 

Neve Şalom Sinagogu

Barış Vahası anlamına gelen sinagog, 1951 yılında cemaatin yoğun talebini karşılaması amacıyla görkemli bir törenle açılır. Mimarlar  Elyo ve Bernar, oldukça ağır olan ana avizeyi taşıması için büyük bir kubbe inşa ederler. Bu kubbenin hesabı ünlü mimar Bodin’e, dökümü de Garbis Usta’ya yaptırılır. Vitrayları özel çizdirilir ve camlar İngiltere’den ithal edilir. Oldukça önemli bir yapı olmasının yanında maalesef 1986 ve 2003 yıllarında uğradığı terör saldırılarıyla bilinir.

 

İtalyan Sinagogu

Bilinen adıyla Kal de los Frankos Sinagogu, 1862 yılında İtalya Kralı himayesinde kurulan “İstanbul İspanyol Portekiz Ritinde Yabancılar Yahudi Cemaati” tarafından Şair Ziya Paşa Yokuşu’nda kurulur. 1931 senesinde, orijinal bina yıkılarak yerine bugünkü yapı inşa edilir. Cephesindeki ve mermer merdivenlerindeki detaylarla oldukça etkileyici bir Karaköy binasıdır.

 

Aya Panteleymon Kilisesi

aya pantelemyos

Karaköy’de bulunan ve 19. yy’da Ruslar tarafından inşa edilen kilise Rus hacıların Kudüs’e giderken dinlendikleri bir mekan olarak yapılır. İlginç bir şekilde apartman gibi yapılan kilisenin alt katlarında dükkanlar, üst katlarında konaklama mekanları ve çatısında şapeli bulunur. Şifa veren Aziz Panteleymon’un adına yapılan kiliseyi, Karaköy’ün dar sokaklarında görmek biraz zor olabilir.

 

Benoit Kilisesi

Saint Benoit Latin Katolik Kilisesi; Kemeraltı Caddesi’ne cepheli olarak 14. yy’da Cenevizliler tarafından inşa edilir. 1450 yılında ise Benedict tarikatı tarafından adı St. Benoit Kilisesi olarak değiştirilir. Osmanlı Dönemi’nde de oldukça faal olan kilise, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Fransa’ya bağışlanmıştır. Günümüzde Saint Benoit Lisesi’nin kompleksinde yer alan kilisenin çan kulesi görülmeye değer bir yapıdır.

 

Surp Pırgiç Kilisesi

Surp Pırgiç Kilisesi’nin hikâyesi, Sultan 2. Mahmut’un 7 Ekim 1831 tarihli fermanıyla başlar. O sıralarda Karaköy bölgesinde başlayan bir veba salgınına karşı Ermeni Katolik cemaati sokaklarda Meryem Ana resmiyle dolaşır. Salgın azalmaya başlayınca Sultan 2. Mahmut, kiliseye elmas bir hediye verir. Halen bu hediyeyi muhafaza eden kilise, Katolik Ermenilerin İstanbul’da inşa ettikleri ilk kilisedir. Aynı zamanda hastane ve eğitim alanlarından oluşan bir yapının içinde yer alır. 1958 yılındaki Kemeraltı Cadesi’nin genişletilme çalışmaları sırasında bir bölümü istimlak edilerek yıkılmıştır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap