Napolyon: “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu.’’

Tarih boyunca onlarca medeniyet İstanbul’a ya sahip oldu ya da sahip olmak istedi. Burada yaşayanlar arkalarında sayısız tarihi eser bıraktı. Bu eserler İstanbul’un güzelliğine güzellik kattı. Bazı eserler günümüze ulaşırken, bazıları ise ulaşamadı. İşte İstanbul’da günümüzde var olmayan ancak tarihte yer edinmiş 9 yapı.

 

Poligon Sarayı

Poligon Sarayı II. Abdülhamid zamanında Almanlardan alınan tüfeklerin denenmesi için 1888- 89 yılında inşa edilmeye başlanmıştır. Poligon-ı Hümayun, Sultan’ın atışları izlemesi ve gerektiğinde istirahat etmesi içindir. Yapı 1956 yılında gazhane binası yaptırılmak için yıkılmıştır. Alan 1995 yılından beri İETT otobüslerine garaj olarak hizmet vermektedir.

 

Ayasofya Medresesi

İstanbul’un fethi ile birlikte Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. Yine aynı şekilde kilisenin yanında bulunan papaz odaları da medreseye dönüştürülmüştür. Fakat asıl medrese binaları Fatih Sultan Mehmet tarafından 1466 yılında yaptırılmıştır. Bu medrese binaları uzun yıllar kullanılmıştır. Medreseler 1846- 49 yıllarında Sultan Abdülmecid tarafından İsviçreli Mimar Gaspare Fossati’ye onartılmıştır. Medrese 1924 yılından sonra öksüzler yurdu haline getirilmiştir. 1934 yılında Ayasofya etrafında yapılan düzenlemeler çerçevesinde görünümü bozduğu gerekçesiyle Antiketeler ve Müzeler Umum Müdürü Aziz Oğan emriyle yıktırılmıştır. Mederesenin ilk müderrisi yani öğretmeni Molla Hüsrev’dir. Dönemin önemli matematik bilginlerinden Ali Kuşçu da burada eğitim vermiştir.

 

Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu

Sultan Abdülmecid tarafından 12 Ocak 1859 tarihinde inşa ettirilen tiyatro binasının projesini Dieterle ve Hammond adlı mimarlar çizmiştir. Binanın iç süslemesini ise Paris Operası’nın dekoratörü Sechan yapmıştır. Tiyatronun iç tezniyatında bol miktarda altın kullanılmıştır. Diplomatik yemeklerin de verilebileceği bir salonu bünyesinde barındıran tiyatro 300 kişilik seyirci kapasitesine sahiptir. Edebiyatımızın ilk Türk tiyatro eseri olarak kabul edilen Şair Evlenmesi de burada oynanılması için yazılmıştır. Bina bir süre sonra bütçe kısıtlamaları nedeniyle kapatılmıştır. 1863 yılında büyük bir yangın geçirerek Has Ahırlar’a tahsis edilmiş ve uzun yıllar tütün deposu olarak kullanılmıştır. 1939 yılında Ayaspaşa- Dolmabahçe yolu düzenlenirken yıkılmıştır.

 

Damad İbrahim Paşa Sıbyan Mektebi

Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’nın önemli eserlerinden bir tanesi olan Sıbyan Mektebi, Paşa’nın Babıali’deki külliyesinin parçalarındandır. Aşir Efendi Sokağı’nda ve Büyük Postane’nin arkasında yer almaktadır. İbrahim Hakkı Konyalı 1938 yılında burayı ziyaret ederek mektebin kendi haline terk edildiğinden bahsederek bazı notlar almıştır. Mektep 1968 yılına kadar ayakta kalmıştır. Fakat 1968 yılında defalarca itiraz edilmesine rağmen Vakıflar İdaresi’nin iş hanı yapma isteğiyle yıkılmıştır.

 

Taksim Topçu Kışlası

Taksim Kışlası’nın bulunduğu bölge eski bir mezarlık bölgesidir. Aynı zamanda burası günümüzde Gezi Parkı’nın bulunduğu yerdir. Bu bölge Osmanlı ordusunun modernleşme çabalarının eserlerinin yer aldığı bölgedir. Eserlerden bir tanesi de 1803- 1806 yılları arasında yaptırılan, kapıkulu askerlerinin topçu sınıfı için inşa edilen Taksim Topçu Kışlası’dır. Yapı 1807 yılında Kabakçı Mustafa İsyanı ile tahrip edilmiştir. 31 Mart ayaklanmasında ise ciddi zarar görmüştür. 1921 yılına gelindiğinde Çelebizade Tevfik Bey adındaki müteşebbis avluyu stada çevirmiştir. Türk Milli Futbol Takımı 1923 yılında ilk maçını Taksim Stadyumu’nda Romanya’ya karşı burada oynamıştır. Farklı spor dallarının ilk müsabakaları da burada yapılmıştır. Dönemin vali ve belediye başkanı Lütfi Kırdar’ın zamanında (1939) kışla yıkılmış ve yerine ‘’İnönü Gezisi’’ adıyla meydan yapılmıştır.

 

Sadabad Sarayı

İbrahim Hakkı Konyalı 1940 yılında yazdığı bir yazıda Sadabad Sarayı’nın 79 odasıyla Türkiye’nin en büyük ahşap binası olduğunu belirtmektedir. Sadabad Sarayı Eyüp Sultan Caddesi’nde bugün Kağıthane Belediyesi binası olarak kullanılan arsa üzerindedir. Yapı 1722 yılında sadece 64 günde tamamlanmıştır. Patrona Halil İsyanı’nda büyük ölçüde harap olmuştur. Fakat 1743 yılında yani I. Mahmud döneminde onartılmıştır. 1917 yılında mektep, ilerleyen yıllarda ise yetimhane olarak kullanılmıştır. 1941- 1942 yılları arasında yıkılmış ve  1953 yılında yerine İstihkam Okulu inşa ettirilmiştir.

 

Kızlar Ağası Hamamı

17. yüzyılından önemli ve meşhur harem ağalarından Abbas Ağa’nın önemli eserlerinden bir tanesi olan Kızlar Ağası Hamamı ya da diğer adıyla Abbas Ağa Hamamı Laleli’den Aksaray’a inen yokuşun solunda yer alıyordu. Evliya Çelebi günlüklerinde buranın İstanbul’un önemli hamamlarından biri olduğu söylenmektedir. Yapı 1916 yılında yol yapım gerekçesiyle yıkılmıştır.

 

Çukur Hamam

Fatih Külliyesi’nin bir parçası olan Çukur Hamam renk renk mermerler ile döşenmiş bir hamamdı ve oldukça büyük bir kubbeye sahipti. Evliya Çelebi’nin tasnifine göre Çukur Hamam mülhidlerin yani ”dinsiz ve imansız”ların tercih ettiği bir yerdi. Hamam 1766 yılındaki depremde büyük zarar gördü. 19. yüzyılın sonlarına doğru yıkılan hamam, 1918 yılında gerçekleşen Cibali Yangını ile tamamen kaybolmuştur.

 

İplikhane-i Amire Fabrikası

İplikhane-i Amire Fabrikası Sultan II. Mahmud zamanında devletin batılılaşma politikaları çerçevesinde 1827 kurulmuştur. Burası hem gemilerin yelken ihtiyacını, hem de askerlerin iç çamaşırı ve elbise ihtiyacının karşılamıştır. Yapılan üretimle birlikte vakıflar hazinesine gelir elde edilirken, askeri ihtiyaçlar karşılanmıştır. Fakat ilerleyen yıllarda teknolojisinin yenilenmemesi, İngiltere’den alınan gemilerle donanmalarda buhar gücüne geçiş kapatılmasına sebep olmuştur. Daha sonrasında hapishane, askeri kışla ve depo olarak kullanılmıştır. 1970’li yıllardan itibaren parça parça yıkılmıştır. Arazinin bir bölümü yol için, diğer bölümleri ise park ve Eyüp Lisesi için kullanılmıştır.

İlgili Yazılar

Yorum Yap