İstanbul, geçmişten günümüze güzelliğiyle her göreni kendisine hayran bırakmış; yedi tepesi, doğal limanı ve boğazı ile daima vazgeçilmez bir şehir olmuştur. Bu güzel şehrin görkemine yakışır zenginlikte bir de tarihi vardır. Birçok insan genelde Osmanlı Dönemi İstanbul’u hakkında bilgi olsa da aslında İstanbul’un tarihinin yaklaşık 300 bin sene öncesine kadar gittiği bilinmektedir. Bu özel şehir Osmanlı’dan önce Byzantion ve Bizans İmparatorluğu gibi medeniyetlere de ev sahipliği yapmıştır. Bu yazımızda Antik Çağ İstanbul’u hakkında bazı bilgilere yer vereceğiz. İşte Antik Çağ İstanbul’u hakkında muhtemelen bilmediğiniz 9 bilgi!

antik cag istanbul

  1. Bugünkü İstanbul, Antik Çağ’ın üç ayrı kenti olan Byzantion, Kalkhedon (Kadıköy) ve Selymbria’yı (Silivri) içine alıyordu.

Boğaz’ın her iki yakasında bulunan Byzantion ve Kalkhedon, günümüz İstanbul’unun çekirdeğini oluşturan yerleşmelerdir; Selymbria ise Silivri ilçesi sınırları içinde kalmaktadır.

 

  1. Byzantion, İstanbul Boğazı’nın Trakya yakasında; günümüzde, Topkapı Sarayı ile Ayasofya’nın kapladığı alan üzerine kurulmuştu.

Yani Sarayburnu, Byzantion’un çekirdeğini oluşturuyordu.

 

  1. Kent, zamanla gelişerek Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde, bugünkü Eminönü ve Fatih ilçelerinin bulunduğu alana kadar yayılmıştı.

İstanbul’un bu dönemlere ait izlerinin yer aldığı alan, günümüzde Tarihi Yarımada olarak anılmaktadır.

 

  1. Byzantion’u Orta Yunanistan’daki Megara kentinden gelen kolonistlerin kurduğu; ancak kentin kuruluşuna Kalkhedon’dan ve Mileytos’tan gelenlerin de katıldığı tahmin edilmektedir.

Ayrıca Megaralıların başında kurucu olarak Byzas’ın bulunduğu ve kentin adının da Byzas’tan geldiği düşünülmektedir.

antik istanbul

  1. Önemli tarihçi Heredot, Byzantion kentinin Kalkhedon’dan 17 yıl sonra kurulduğunu söylemektedir.

Heredot’tan çok sonra, Roma İmparatorluğu Dönemi’nde yaşamış olan Eusebius ise Kalkhedon’un kuruluşunu MÖ 685, Byzantion’unkini de MÖ 660 olarak vermektedir.

 

  1. Birçok önemli tarihçi İstanbul Boğazı’ndaki ilk yerleşimin Anadolu Yakası’nda bulunan Kalkhedon olduğunu ve bunun nedeninin de Kalkhedonlular’ın kör olmaları ile açıklanabileceğini belirtmektedir.

Karşı kıyıda böylesine elverişli bir yer dururken gelip buraya yerleşmeleri, tarihçilerin bu değerlendirmede bulunmalarına neden olmuştur. Buradan hareketle Kalkhedon’un “Körler Ülkesi” olarak anılmasının Antik Çağ’da bilinen bir öykü olduğu da söylenebilir. Sonuçta Byzantion’un MÖ 7. yüzyılın ortalarında ve Kalkhedon’dan sonra kurulduğu düşünülmektedir.

 

  1. Byzantion ile ilgili en ayrıntılı bilgi Yunan tarihçi Polybios tarafından verilmektedir. Polybios, Byzantion kentinin deniz kıyısında çok güvenli ve zengin bir kent olduğunu söylemektedir.

Byzantion stratejik konumu dolayısıyla Karadeniz ile Ege arasındaki ticaretin kilit noktasıydı.

 

  1. İstanbul’da balıkçılığın, Antik Çağ’da da önemli bir gelir kaynağı olduğu bilinmektedir. O dönemde, her yıl Boğaz’dan geçerek Karadeniz’den Ege’ye göç eden palamutlar, kentin simgesi durumundaydı.

Özellikle “Altın Boynuz” olarak bilinen Haliç, palamut kaynıyordu.

 

  1. Ayrıca Byzantion’un; yani eski İstanbul’un toprakları da son derece verimliydi.

Ancak Byzantionlular, tarlaların Traklar tarafından yağmalanmasından korktukları için güvenlik içinde ekim yapamıyorlardı.

İlgili Yazılar

Yorum Yap