1632 yılında lodoslu bir gündü. Rüzgar, yığma taşlarla yapılmış Galata Kulesi’nin geniş gövdesini dolaşıp, kulenin önünde duran 20’li yaşlardaki genç adamın saçlarını hafifçe dalgalandırdıktan sonra, muhteşem boğaz manzarasına doğru yolculuğuna devam etti.

20’li yaşlardaki bu genç adam, başını kaldırmış, yaklaşık 1100 yıl önce yapılmış olan Galata Kulesi’ne hayranlıkla bakıyordu. Sonra bir kıpırdanma oldu ve birden, elinde tuttuğu tahtadan yapılmış kartal kanatlarını kavrayıp Galata Kulesi’nin Merdivenlerine doğru yürümeye başladı.

Bir süre sonra, tarihin en önemli anlarından birisine tanıklık etmek için toplanmış yüzlerce kişinin bakışları arasında, kanatlarıyla birlikte gök yüzünde bir kuş misali süzülerek uçmaya başlamıştı. Bu tarihi ana tanıklık edenlerden birisi de Sarayburnu’ndaki Sinanpaşa Köşkü’nden durumu izleyen Sultan IV. Murat Han’dı.

Gökyüzünde uçarak bir ilki başaran bu adam ünlü bilim adamı Hezârfen Ahmet Çelebi’den başkası değildi.

Hezârfen, gökyüzünde süzülerek uçarken mutluluktan sarhoş olmuştu. Onu sarhoş eden bu mutluluğun iki sebebi vardı. Birincisi, yıllardır kıskandığı kuşlar gibi uçabiliyor olması, ikincisi ise aynı anda Galata Kulesi, İstanbul Boğazı, Ayasofya ve Sultanahmet Camii gibi dünyanın en güzel manzaralarına bulunduğu yerden bakabiliyor olmasıydı…

İşte biz The Wings Oteli dünya tarihinin en özel anlarından birisini anlatan bu hikâyenin baş aktörü olan Hezârfen’in kanatlarından ve kıskandığı kuşlardan ilham alarak tasarladık.